Yalnızlara kötü haber: Erken ölüm riski yüzde 14 oranında artıyor

Harbin Tıp Üniversitesi Dr. Wu Lien Bilim Vakfı (WLD-QN1106, FW) tarafından desteklenen ve yalnızlıkla ilgili son 20 yıldır 20 ülkede yapılan çalışmaların derlendiği araştırma, insan davranışlarını inceleyen Nature Human Behavior dergisinde 19 Haziran’da yayımlandı.

‘Sosyal izolasyon, yalnızlık ve ölümle ilgili 90 kohort çalışmasının sistematik bir incelemesi ve meta-analizi’ başlıklı araştırmada, yalnızlık ve sosyal izolasyonun ölüm riskine, hastalıklara ve insan sağlığına ne derece etki ettiği incelendi.

Araştırmaya 2 milyon 205 bin 199 kişiyi içeren toplam 90 prospektif kohort çalışması dahil edildi. Bu çalışmaların 29’u ABD, 61’i İngiltere, Japonya, Kore, Finlandiya gibi diğer gelişmiş ülkelerde gerçekleştirildi.

YALNIZLIK ÖLÜMLE İLİŞKİLİ

Sonuç olarak, genel popülasyonda hem sosyal izolasyonun hem de yalnızlığın, tüm nedenlere bağlı artan ölüm riski ile önemli ölçüde ilişkili olduğu ortaya çıktı.  

Konuyla ilgili değerlendirilmelerde bulunan Psikiyatrist ve Psikoterapist Dr. Semiha Tufan, “Araştırma; insan toplumdan, bireylerden ne kadar izole ve yalnızsa genel sağlığının o kadar olumsuz etkilendiğini bize söylüyor” dedi. 

“İNSAN KENDİNİ NE KADAR YALNIZLAŞTIRIYORSA GENEL SAĞLIĞI O KADAR OLUMSUZ ETKİLENİYOR” 

Araştırmanın sonuçları ile ilgili bilgi veren Psikiyatrist ve Psikoterapist Dr. Semiha Tufan, şöyle konuştu: 

“İnsan, yapısı itibariyle sosyal bir varlık olduğu için ona en iyi gelen şey güzel ilişkilerdir. İlişki olmadan hayatını anlamlı kılamamasından dolayı genel sağlığı da ilişkilerden etkilenir. Çalışmanın sonuçlarına baktığımız zaman, hayatta bize en iyi gelen şeyin sosyal destek ve iyi ilişkiler kurmak olduğunu görebiliriz. Araştırma; insan toplumdan, bireylerden kendisini ne kadar izole ettiyse ve yalnızlaştırmışsa genel sağlığının bundan o kadar olumsuz etkilendiğini bize söylüyor.

Meta analizini incelediğimiz zaman insanın bu durumdan oldukça yüksek seviyelerde etkilendiğini görüyoruz. Örneğin, çalışmada yalnız ve sosyal izolasyonu yüksek olan bireylerde kardiyovasküler hastalıklardan ölüm risklerinin yüzde 25-30 civarında arttığı, felçden ölüm riskinin de yüzde 25-30 civarında yükseldiği hatta ölüm oranlarının yalnızlık çeken bireylerde yüzde 14 civarında arttığı, sosyal izolasyon da ise bu oranın daha da yükselerek yüzde 30’lara çıktığı tespit edilmiş.” 

“İNSAN, YALNIZLIĞI VE SOSYAL İZOLASYONU ÇOK CİDDİ BİR STRES FAKTÖRÜ OLARAK ALGILIYOR” 

İnsanı hayatta tutan ve hayatını anlamlı kılan en önemli faktörün iyi ilişkiler olduğunu vurgulayan Dr. Tufan, “Konuyla ilgili yapılan diğer çalışmalarda insanda en çok stres yaratan durumun yakın ilişkilerin iyi ve sağlıklı olmaması halinin olduğu ortaya çıkmıştır. Sosyal izolasyonun olması ve yakın ilişkilerin sağlıklı olmaması, insanın aldığı desteği, bakımı azaltıyor ve stres faktörleriyle başa çıkmasını zorlaştırıyor. Dolayısıyla stres nedeniyle immün sistemi, hipofiz ve böbrek üstü bezinden salgılanan salgılar gibi birçok sistemde değişiklikler oluşuyor. Bu yüzden insan, yalnızlığı ve sosyal izolasyonu çok ciddi bir stres faktörü olarak algılıyor. Bütün bu hormonal değişikliklere bağlı olarak vücudunuzda, beyninizde, immün sisteminizde ciddi değişiklikler oluyor, bağışıklık sistemimiz baskılanıyor” diye konuştu.  

“YALNIZLIK KANSERİ DE ETKİLİYOR” 

Çalışmanın hastalıklarla olan etkileşimi paylaşan Dr. Tufan sözlerine şöyle devam etti: 

“Çalışmada ortaya çıkan sonuçlardan bir diğeri de birçok kanser ya da immün sistemle ilgili hastalıkta yalnızlığın ve sosyal izolasyonun etkisi olduğudur. Özellikle kadınlarda, meme kanserinden ölümde artış bulunmuş; meme kanserine yakalanan kadınlar ne kadar yalnız ve sosyal izole ise ölüm oranlarının o kadar arttığı gözlemlenmiştir. Sosyal izolasyonu ne kadar az, yalnızlaşmamış ve sosyal desteği iyiyse de ölüm oranlarının o kadar azaldığı tespit edilmiş. Çünkü insan doğduğu andan itibaren bir diğeri ile var olan bir varlıktır. Mutluluk da bununla yakından ilişkilidir. Örneğin Amerika’da yapılan başka bir çalışmada ergenlik dönemindeki gençleri incelemiş ve ‘gelecekte sizi ne mutlu eder’ diye sorular sormuşlar. Kimisi ‘başarı’ kimisi ‘para’ demiş veya benzer cevaplar vermişler. Araştırmada incelenen aynı gençleri 15-20 yıl sonra takip etmiş ve içlerinde en mutlu olanların iyi ilişkiler kuranlar olduğunu bulmuşlar.” 

“RUHSAL DURUM HASTALIKLARA BAĞLI ÖLÜM ORANINI CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLİYOR”

Çalışmadan da anlaşılacağı üzere insan hayatındaki en önemli şeylerden birinin sosyal ilişkilerde iyi ilişkiler kurabilmek olduğunu söyleyen Dr. Tufan, “Bu durum aynı zamanda genel sağlık ve ruh sağlığını da koruyan önemli bir etkendir. Ruh sağlığınız ve ilişkileriniz iyi olmayınca genel sağlığınız da iyi olmuyor. Yalnızken alınamayan bakım, iyi beslenememe, alkol ve sigara kullanımının artması gibi insanın kendi bakımıyla ilgili faktörler bütün bu ölüm ya da hastalık oranlarını etkileyebiliyor. Bu nedenle konuyla ilgili ortaya koyulan daha fazla sayıda çalışma bilime katkıda bulunacaktır. Şu anda elimizde olan verilerde ise ruhsal durumun, yalnızlığın ve sosyal izolasyonun, sağlık durumunu ve hastalıklara bağlı ölüm oranlarını gerçekten ciddi anlamda etkilediğini açık bir şekilde ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.  

“YALNIZLIK ZOR, YANIMDA BİRİSİ VARMIŞ GİBİ KENDİ KENDİME BİLE KONUŞUYORUM” 

Yalnız yaşayan ve yalnızlığı sevmediğini belirten 51 yaşındaki Taner Demirtaş araştırmanın sonuçlarına ilişkin konuşmasında, “Yalnız yaşamak çok zor; her işimi kendin yapıyor, yanımda birisi varmış gibi kendi kendime bile konuşuyorum” dedi.

Yalnızlıktan olabildiğince yakınan Demirtaş, son olarak insanlara seslenerek, “Yalnız yaşamayın; bekârsanız evlenin, annenize ve babanıza değer verin” dedi.  

“BİRİLERİ İLE PAYLAŞIMDA BULUNMAK LAZIM” 

Gömbe çiftinden Asena Gömbe yalnızlığı sevdiğini belirtirken Alper Gömbe yalnızlığı çok sevmediğini söyledi.

Kendi ile baş başa kalmayı sevdiğini belirten Asena Gömbe, “Muhtemelen yalnız insanlar, depresif olmaya biraz daha fazla müsait olduğu için ölüm riskini depresiflik durumu tetikliyor olabilir” diye düşünürken Alper Gömbe ise “Hayat tek başına geçmiyor, mutlaka bir hayat arkadaşı olması lazım. Yalnızlık zor, birileri ile paylaşımda bulunmak lazım. Bu yüzdün araştırma sonucuna katılıyorum” dedi.  

“SOSYALLEŞTİKÇE DAHA MUTLU OLDUĞUMUZ İÇİN SONUÇ BANA ÇOK MANTIKLI GELDİ” 

Yalnızlığı zaman zaman sevdiğini belirten Emin Karabal ise araştırma sonucunun mantıklı olduğunu söyledi. Sosyalleşmenin kendince tanımını da yapan Karabal, “Sosyalleştikçe daha mutlu olduğumuz için sonuç bana çok mantıklı geldi. Vücudumuzda o mutluluğa göre bir şeyler salgılanıyordur” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx