TL krediler cazip olmaktan çıktı

Burcu GÖKSÜZOĞLU

Ekonomide önemli bir süreçten geçiyoruz. TL’nin alım gücünün düştüğü, enflasyonun arttığı bir dönemdeyiz. Buna karşın liralaşma stratejisi çerçevesinde TCMB ve BDDK tarafından alınan önlemler var. Bu önlemler sizi nasıl etkiliyor?

Pandemi sonrasında biraz yaşadığımız durgunluğun arkasından hızlı bir toparlanma sürecine girdik. Bu bize biraz tabii yurt dışının etkisiyle beraber, arkasından Ukrayna-Rusya Savaşı ister istemez enerji fiyatlarında, emtia fiyatlarında bir artış şeklinde yansıdı. İçerde kurlardaki hareketlilik beraberinde ister istemez ithalat yoluyla fiyatlara yansıdı ve enflasyonda beklenenin üzerinde bir artışa yol açtı. Kur Korumalı Mevduat hesabının gündeme gelmesi aslında kurdaki hareketliliği önemli ölçüde dizginledi. Ve Türk Lirası, liralaşma dediğimiz bir yeni bir yapıya bizi büründürdü. Bankacılık sektörü açısından baktığımızda pasifler içerisinden TL’nin payında önemli bir düzelme, iyileşme yapılmış durumda. Bu tabii beraberinde vadelerin uzamasına da imkan verdi. Bankacılık sektörü açısından KKM ile birlikte gelen bu yapı bizim pasifimizin hem TL ağırlığının artmasına, hem de vadelerin uzamasına dolayısıyla pozitif anlamda bir etkilenmeye yol açtı. Ancak enflasyondaki hareketlilik beraberinde ister istemez bir takım tedbirleri de alma ihtiyacı hissettirdi. Enflasyonist ortamda kredi tarafından geldiği için önce Merkez Bankası’nın arkasından BDDK’nın aldığı tedbirlerle hem kredi büyümesini kontrol altına almak hem bu anlamda kurdaki hareketliliği yönetmek adına önemli bir adımdı. Bunun etkilerini görüyoruz, bunun tabii makro ihtiyati tedbirler beraberinde kredi büyümesini frenlemiş durumda. 6 aylık bir büyümenin bundan sonraki süreçte aynı hızla devam etmeyeceğini öngörüyorum.

KREDİ KULLANDIRIMI NORMALE DÖNDÜ

BDDK önlemi sonrası sektörde ve şirketlerde kafa karışıklığı oldu, sonrasında bazı açıklamalar yapıldı. Bu karışıklık tam olarak giderildi mi?

Cuma akşamı açıklama olunca ister istemez bir belirsizlik vardı. Arkasından bir açıklama yayınlandı. Kredi kullanılabilir diye bir ön açıklama vardı. Ve pazartesi gününden itibaren tüm kurumlar bizim kendi bankamız da dahil olmak üzere kapsama girecek olan firmaların durumlarını tespitle geçti. Önce tabii belirsizlik büyüktü ama ardından BDDK ile olan iletişim ve sorulara verilen cevapla beraber salı gününden itibaren bir normalleşmenin içerisine girdik. Şu anda kredi kullanımları artık normal seyirde devam ediyor.

BDDK’nın belirlediği kapsama giren firmalarla ilgili bir kredi kullanımında kısmı bir daralma yaşanacaktır. Makroihtiyatı tedbir amacı kredi büyümesini hem daha sağlıklı yapmak, hem de belirlenmiş/ yapılandırılmış sektörlere yönelik olarak üretime, ihracata, istihdama yönelik olarak bu kredilerin kullanımını gerçekleştirmek. Özellikle bu döviz alımına yönelen bir kredi kullanımı varsa da bunu asıl amacına üretime, istihdama yönelik olarak kullanımını sağlamak amacıyla yönlendirmekti. Bundan sonra her banka artık kendi tedbirini aldı. 300’e yakın kurumu ilgilendiriyor. Dolayısıyla bankacılık sektöründe çalışılan firma adedi olarak bakıldığında bu yönetilebilir bir durum. Dolayısıyla bundan sonra artık büyük ölçüde belirsizlik ortadan kalkmış vaziyette, herkes normal yine BDDK ve Merkez Bankası’nın öngördüğü şartlar çerçevesinde kullandırım faaliyetlerini sürdürüyor.

KREDİYİ DİKKATLİCE KULLANDIRIYORUZ

Kredi kullanımından dövize talep ne kadar oluyordu peki? Ve krediler yavaşladı dediniz, kredi büyümesi bu yıl ne olacak?

İster istemez burada bir yavaşlama söz konusu çünkü maliyetler de artmaya başladı. Merkez Bankası’nın zorunlu karşılığa getirdiği düzenlemeler ister istemez kredi maliyetlerine yansımış durumda. Kredi maliyetlerinin yükseldiği ortamda artık TL krediler çok cazip olmaktan çıkmış vaziyette. Bundan 1 ay 1.5 ay önce yüzde 20’ler seviyesinde olan TL kredilerin maliyeti şu anda yüzde 30’ların üzerine çıkmış durumda. Dolayısıyla bu da yatırımcı açısından eski cazibesini yitiriyor, daha dikkatli daha seçerek kullandırılıyor. Bankalar da buna yönelik olarak kullandırdığı kredinin nereye gittiğini takip ettiği için dediğim gibi yatırım, istihdam, ihracat ağırlıklı sektörel tercihler söz konusu olduğu için burada daha dikkatli bir kullandırım söz konusu. Bu ister istemez kredi büyümesini bir miktar frenliyor. Burada dediğim gibi yüzde 60’lara varan bir trend söz konusuydu, yılbaşından itibaren gerçekleşen ama bu yılsonuna doğru yüzde 40’ın da altında bir büyümeyle kapatabilir, kredi büyümesi anlamında.

KKM’de katılım bankalarının payı yüzde 15-16

Faizsiz enstrümanlar enflasyona karşı nasıl bir koruma sağlıyor? Altına dayalı kira sertifikası, altın tahvili gibi yeni ürünler çıktı. Talep nasıl oldu?

Katılım bankalarının aslında geleneksel olarak müşterileri biraz dövizi ve altını, kıymetli madeni seven bir yapısı var. Bizim yılbaşından önce katılım bankalarının döviz mevduatlarının, döviz fonlarının toplam fonuna oranı yüzde 70’in üzerindeydi, 74’lere kadar çıktı. Ancak bu KKM’a katılım fonu uygulamasının gelmesiyle beraber tekrar liralaşma bizde de pozitif olarak etkisini gösterdi. Bizim şu an bankacılık sektöründe 1 trilyona yaklaştı KKM’ye hacmi. Bizim de yüzde 15-16’lık bir payımız var. Bankacılık sektöründeki payı yüzde 16 yaklaşık işte 160-200 milyar civarında bir fon dövizli hesaplardan TL hesaplara döndü. Aynı şekilde yine altın ve altına dayalı kira sertifikası, altın fonlar katılım bankası müşterilerinin tercih ettiği uygulamalar. Bu son düzenlemelerle birlikte de özellikle yastık altında tasarrufların sisteme kazandırılmasına yönelik fiziki olarak altın teslimine imkan veren çeyrek hesap uygulamaları yine burada da bir hareketlilik oluşturmuş durumda. Dolayısıyla katılım bankaları müşterileri yapıları gereği döviz ve altını özellikle tercih eden bir yatırımları var fakat KKM’yle beraber burada pozitif etkisini biz gördük. TL’ye kayma, liralaşma etkisi katılım bankalarında da mevcut. Şu anda katılım bankalarında bunu görebiliyoruz. Yani dediğim gibi yıl başında yüzde 75’e yüzde 25 gibi bir şeydi dağılımdaydı. Bu tabii banka bilançolarını da pozitif olarak etkiliyor. Müşterilerinde bu anlamda Türk Lirasındaki enflasyon karşısında kendilerini korumak, tasarruflarını korumak adına da önemli bir yatırım aracı haline geldi, KKM.

Yurtdışı borçlanmalar çok cazip değil

Tabii büyüme için dış kaynak da önemli. Sukuk piyasası nasıl şu aralar?

Katılım bankaları olarak aslında dış kaynakta büyük bir problem görmüyoruz ama tabii kaynaktan çok maliyetler belirleyici oluyor biraz da. Özellikle bu CDS’lerin yükseldiği, risk primlerinin artığı, Fed’in faiz artırımıyla beraber orta vadede yüzde 4’lere ulaşmasının beklendiği bir ortamda risk primi de eklendiğinde şu anda Türkiye’de yurtdışı borçlanmalar çok cazip değil. Cazibesini şu an için, bugünkü güncel ortamda cazibesini yitirmiş durumda. Dolayısıyla bu maliyetlerle bizim yurt dışından kaynak getirip müşterilere sunmamız onlar açısından da anlamlı değil. Bugün için sukuk piyasayı hareketli değil ama geçtiğimiz dönemde katılım bankaları Yeşil Sukuk dediğimiz alanda ciddi faaliyetleri oldu. Burada sukuk piyasasında önemli bir paya ahibi. Bu sukuk piyasasındaki toplam hacim aslında Hazine’nin sukuk’larını da sayarsak aslında 200 milyara ulaşmış durumda. Katılım bankalarının yüzde 10’luk payını, 18 milyarlık bir sukuk hacmi var. Yurt içerisindeki sukuk’lar devam ediyor ama TL cinsinden. Yurt dışında bu ara biraz daha piyasanın normalleşmesini, risk priminin normal seviyeye gelmesini bekliyoruz.

Katılım bankalarında 2022 büyümesi yüzde 50

Katılım bankaları bu dönemi nasıl geçirecek? Yılsonu büyümesi ne olacak şirketin?

Katılım bankaları son yıllarda konvansiyonel bankacılığa göre daha hızlı büyüme trendi sergiledi. Bizim 2021 yılında baktığımız zaman büyüme yüzde 64 olarak gerçekleşti katılım bankalarında. Bu bankacılık sektöründe yüzde 54 seviyesindeydi, bu yıl ki gelişmelerle yine katılım bankaları bankacılık sektörünün üzerinde bir büyüme trendi izliyor. Halen daha aynı şekilde devam ediyor. Katılım bankalarının büyümesi yüzde 50’ler seviyesinde gerçekleşir diye ben tahmin ediyorum. Yapıları gereği sektördeki büyüklükleri gereği biraz daha iştahları ve büyüme trendleri konvansiyonellere göre daha fazla. Ben bu yıl da katılım bankacılığı sektörünün konvansiyonelin üzerinde bir büyüme gerçekleştirmesini bekliyorum.

Kamuda sermaye artışları büyümeyi hızlandırdı

Katılım bankalarının 2025’te bankacılıkta yüzde 15 pay hedefiniz vardı. Alınan bu önlemlerin ardından bu hedefte gecikme olacak mı?

2019 dediğimiz gibi yani buradan baktığımızda bir 10 sene öncesinde yüzde 4’ler seviyesinde olan bankacılık sektöründeki payı, 2019’da yüzde 6’ydı, bu yılbaşı itibariyle yüzde 8’e, aktif toplamı içerisindeki payı yüzde 8’e yükseldi. Toplanan fonlar mevduat tarafında ise yüzde 10’ların üzerinde bir seviyeye geldi katılım bankaları. 2025’te yüzde 15’e ulaşmak gibi bir stratejik hedef taşıyoruz. Şu anda aslında biz hedefimizden taviz vermiş değiliz, o hedefe uygun bir şekilde büyümemiz devam ediyor. Şu anda altı tane katılım bankası var. Üç tanesi özel sektör ve yabancı sermayeli, üç tane de kamu sermayeli. Kamu katılımları devreye girmesiyle sektörde ciddi bir hareketlenme söz konusu oldu. Biliyorsunuz bankacılık aslında sermaye demek, ne kadar iştahınız olsa da ne kadar büyüme hevesiniz olsa da sermayeyle sınırlısınız burada. Kamuların bu anlamda bankacılık, katılım bankacılığındaki sermayeyi artırma anlamında önemli bir katkısı oldu. Benim bankamda, Vakıf Katılım Bankası da bu anlamda ödenmiş sermayesi en güçlü katılım bankası konumunda. Dolayısıyla bu yapısını sürdürdüğü müddetçe katılım bankaları büyümelerini hem sektörün üzerinde gerçekleştireceğiz.

Bankalar vadeleri bir miktar kıstılar

Kredi vadelerinde nasıl bir değişim yaşandı?

Tabii maliyetlerin artmasıyla beraber artık müşteriler için orta ve uzun vadeli kullanım çok cazibesini yitirdi. Bankalar da arka arkaya gelen düzenlemelerden sonra biraz daha temkinli olmak adına vadeleri bir miktar kıstılar. Bu da tabii krediye olan talebi kendiliğinden bir oto fren vazifesi görmeye başladı. Şu anda ortalama bir yıl vadeyle ve bir yılın altında işlemler daha çok dönüyor. Uzun vadeli dediğim gibi hem maliyetlerin yüksekliği nedeniyle cazip değil hem de biraz daha bankalar önlerini görmek bu yeni düzenlemelerin etkilerini tespit etmek adına bu dönemde daha çok kısa vadeli kredilere yönelmiş durumda.