Akkuyu NGS, deniz ekosistemine olumsuz etki yapmayacak

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr.farklı zaman dilimlerinde dünyanın pek çok noktasında görülen müsilaj sorununa, denizlerde artan kirlilik yükü ve iklim değişikliğinin neden olduğunu belirtti. “Müsilaj, deniz sıcaklığının yükselmesi, denizde artan kirlilik ile beraber bitkisel canlıların aşırı çoğalması ve bakteriyel aktivitelerin artması ile meydana gelen bir durumdur.” diyerek açıklık getirdi. Demirak, pandemi dönemiyle birlikte kışın yazlık yerlerde ikamet edenlerin sayısının arttığını hatırlatarak, arıtma tesislerinin denize yoğun kirlilik yükü salmış olmasının da müsilajı artırmış olabileceğini söyledi. Müsilajı bahane edip, müsilajı örnek gösterip Türkiye’nin kalkınması için gerekli projeler için olumsuz söylemler geliştirmeyi doğru bulmadıklarını belirten Demirak, şunları söyledi: “Örneğin enerji ihtiyacı için seçenekten ziyade bir zorunluluk olan ve gelişmiş ülkeler sınıfına geçebilmesi için vazgeçilmez bir durum teşkil eden nükleer enerji santralinin, ‘Mersin’de çevreye zarar vereceği’ söylemleri bilimsellikten uzak bir yaklaşımdır. Küresel ısınma kaynaklı çevresel felaketlerin önüne geçilebilmesi için nükleer enerjiye ihtiyacımız vardır. Nükleer santrallerle ilgili tüm çevresel önlemler alınmıştır. Özellikle soğutucusu kapalı bir sistemin içerisindedir. Sistemde deniz suyu kapalı sistemin içinde bulunan radyasyonla temas halinde olmadan sadece soğutma suyu olarak kullanılır. Canlıların da bu soğutma suyundan zarar görmemesi için tüm tedbirler alınmıştır. Kullanım sırasında suya ne kimyasal ne de radyolojik hiçbir etki yoktur. Nitekim Ege’de, Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde suyu kullanan soğutma suyu olarak kullanan termik santrallerimiz vardır. Dolayısıyla sıcaklık artışını kontrol altına alacak mühendislik çözümler zaten uygulanıyor.” Akkuyu’nun bulunduğu bölge, en fazla ekolojik araştırma yapılan yer olma özelliğini taşıyor. Akkuyu NGS’nin inşasına başlanmadan önce bölgede santralin çalışmasını etkileyebilecek bir dizi faktörün tespiti için çok sayıda çalışma ve araştırma yapıldı. Jeodezik, jeolojik, jeofizik, sismik, meteorolojik, denizcilik, hidrolojik ve teknogen araştırmalar yürütüldü. Biyoloji, fizik ve kimya alanında çok önemli 297 uzman sahada titiz bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmaya Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi dahil çok sayıda üniversitenin çalışanları katıldı. Sahada ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Türkiye Atom Enerjisi Ajansı (TAEC) ve diğer kuruluşların incelemeleri dahil olmak üzere 10’dan fazla denetim gerçekleştirildi. Akkuyu Nükleer Santrali deniz ekosistemine herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmayacağı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda da ayrıntılı bir biçimde belirtiliyor. Yapılan termal modelleme çalışmaları sonuçlarına göre, deniz suyu sıcaklığının deşarj nedeniyle sadece 0,5 derece artması bekleniyor. Bu sıcaklık artışının ise “Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği” hükümlerine uygun olduğu, Akkuyu Nükleer Santrali’nde geliştirilen once-through soğutma sisteminin uzun süredir Fransa, İngiltere, Finlandiya, İsveç ve Litvanya da dahil olmak üzere birçok ülkede nükleer santrallerde kullanıldığına dikkat çekiliyor. Akkuyu NGS’nin bulunduğu bölgeye nasıl etki edeceği, referans santrali olan Novovoronej Nükleer Güç Santrali’nin çevresinde oluşturduğu etkinin incelenmesiyle de ortaya çıkıyor. Rusya’nın Voronej bölgesinde, Don Nehri kıyısında yer alan santralin bulunduğu Vorononej, bir tarım ve hayvancılık bölgesi olarak öne çıkarken, Don Nehri’nin zengin biyolojik çeşitliliği ve nehirde yapılan balıkçılık faaliyetleri de santralin içinde yer aldığı ekosisteme olumsuz bir etkisi olmadığını ortaya koyuyor. VVER-1200 ile donatılmış Leningrad NGS’nin kıyısında bulunduğu Finlandiya Körfezi’nde ise balıkçılık faaliyetleri daha da gelişmiş durumda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir